Her tepenin kendi hikayesi, kendi manzarası, kendi sesi var.
Lizbon'u anlamak için yürümek gerekir. Ve yürümek demek, tırmanmak demektir.
Alfama'dan başlayın. Dar sokaklar, asılı çamaşırlar, bir pencereden gelen fado sesi. Burası Lizbon'un kalbidir.
Miradouro da Graça'dan şehri izleyin. Tagus nehri güneşte parıldar, kırmızı çatılar denize kadar uzanır. Bu manzara karşısında zaman durur.